İnsanın ruh sağlığı ile renkler arasındaki ilişkiyi araştıran bilim adamları, duyguların da rengi olduğunu ortaya koydular.
Depresyondaki insanların donuk, kendini iyi hissedenlerin ise sıcak renkleri tercih ettiğine işaret eden bilim adamları, bunun, çocukların ve iletişim sorunu yaşayanların hastalıklarının teşhisine yardımcı olabileceğini belirttiler.
İtalyan La Repubblica gazetesinde yayımlanan habere göre, İngiltere’deki Manchester Üniversitesinden bir grup bilim adamı, sağlıklı 105 ve depresyondaki 108 yetişkinin her birinden, kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert, mor, kahverengi, siyah, beyaz ve grinin 38 tonunun bulunduğu renk tablosundan ruhsal durumlarına en uygun olan rengi seçmelerini istediler. Araştırmacılar, depresyondakilerin grinin, sağlıklı katılımcıların ise sarının tonlarını tercih ettiklerini gözlemlediler.
Araştırmanın ikinci bölümünde ise sağlıklı 204 gönüllüden renkleri pozitif, negatif ve nötr olarak ayırmalarını ve en sevdikleri renkleri seçmelerini isteyen bilim adamları, katılımcıların sadece yüzde 10’unun, ruhsal durumlarını ...
Böbrek naklinda farkı bir teknik
Britanya'da keşfedilen, vücutla uyumlu olmayan doku naklinde karşılaşılan sorunları tamamen ortadan kaldıran yeni teknik, böbrek nakli ameliyatlarında çığır açtı.
İngiliz The Times gazetesi, yeni teknikle, kan plazması dondurulduktan sonra özel tıbbi bir yöntemle süzülmesi sayesinde vücudun uyumlu olmayan böbreği reddetmesi engellenen Maxine Bath adlı 41 yaşındaki hastanın, yeni ameliyat yöntemiyle hayata döndürülen ilk hasta olduğunu yazdı.
Haberde, hayatının 15 yılını diyaliz makinesine bağlı olarak sürdürdükten sonra, ortaya çıkan tansiyonla ilgili problemler nedeniyle doktorların sadece birkaç ay ömür biçtiği Bath'ın, Kasım 2009'da Coventry Üniversite Hastanesinde, tansiyonunun tehlikeli boyutlarda düşük olmasına karşın, yapılan operasyonla kız kardeşinden alınan böbreğin başarıyla nakledilmesi sayesinde tekrar sağlığına kavuştuğu bildirildi.
Ameliyatta, plazmayı kandan ayırarak ve soğutarak protein ve antikorların jelimsi bir maddeye dönüşmesini sağlayan bir soğuk filtrasyon sistemi kullanıldığını belirten doktorlar, bu sayede nakledilen organın ...
Araştırmalardan çıkan ilginç sonuç
Almanya'daki Ludwig Maximilians Üniversitesi'nden Florian Lippl ve ekibi, 2650 metre yüksekliğin, ortalama 55,7 yaşında, vücut kitle indeksi 33,7 olan aşırı kilolu 20 kişi üzerindeki etkisini inceledi.
Yüksekte geçen bir haftanın ardından, rejim ve spor yapmayan bu kişilerin kilo verdiği, daha az yediği ve tansiyonunun düzeldiği görüldü.
Bu etkiler, aşırı kilolu 20 kişinin yüksekten inmesinden sonraki 4 hafta boyunca devam etti.
Araştırmacılar ayrıca bu kişilerde, yağ hücreleri tarafından üretilen ve beyne vücudun tok olduğu sinyalini göndererek iştahın azalmasını sağlayan leptin hormonunun oranında da artış gördü.
"Obesity" dergisinde yayımlanan araştırmada bilim adamları, kilo kaybının, yüksekte temel metabolizma hızının (vücudun dinlenirken yaktığı kalori ölçüsü) artmasına ve iştah kaybına bağlı olabileceğini vurguladı.
Aynalar neden yalan söyler ?
Los Angeles'daki Kaliforniya Üniversitesine bağlı David Geffen Tıp Okulundan bir grup bilimadamı, kişinin yaşamını her yönden olumsuz etkileyen, hatta onu intihara kadar sürükleyen bu hastalığa yakalananların beyinlerinde özellikle kendi görüntülerini işleme sürecinde bir takım anomaliler olduğunu gözlemledi.
"Archives of General Psychiatry"de yayımlanan araştırmayı yürüten uzmanlar, fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme yöntemiyle beyin faaliyetlerini izledikleri 17 dismorfofobik hastayla 17 sağlıklı kişiye kendi resimleriyle birlikte ünlü bir aktörün fotoğrafını gösterdiler.
Dismorfofobi hastalarının beyinlerinin görüntü merkezlerindeki nöronların, özellikle bireyin kendi görüntüsünü algılama sürecinde alışılmadık bir şekilde harekete geçtiğini saptayan bilim adamları, bu kişilerin, davranışları kontrol etmeye yardımcı olan "frontostriatal sistemlerinde" de bir takım anomaliler olduğunu tespit etti.
Araştırma sonuçlarının bu rahatsızlığın genetiğine ışık tuttuğunu belirten uzmanlar, bu sinirsel bozuklukların doğuştan olup olmadığının ise araştırılması gerektiğine dikkati çekti.
Gülün kanser üzerindeki etkilerini
Altıntaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Osmanlı İmparatorluğu döneminden itibaren gülün şifa dağıtan bir bitki olarak görüldüğünü ve bu şekilde işlendiğini belirterek, kendilerinin de bu bilgilere dayanarak, yeni araştırmalar üzerinde çalıştıklarını ifade etti.
Gülün kanser üzerindeki etkilerini incelediklerini vurgulayan Altıntaş, gül çiçeği ve gül yağının kanser tedavisinde kullanılabileceğini söyledi.
Kanser hastalarında oluşan tahribatın giderilmesi konusunda gülün etkin rol oynadığını belirlediklerini anlatan Altıntaş, ''Bilimsel araştırma kapsamında gül çiçeği ve türevlerinin antioksidan etkisinin olduğu ve kanserli dokuların onarılmasında olumlu sonuç elde edildiği tespit edildi'' dedi.
Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde dört yıl önce kanser teşhisi konulan hastaların kan hücrelerinde gül çiçeği ve gül yağının etkisi üzerinde laboratuvar ortamında çalışma yaptıklarını anlatan Altıntaş, ''Bu çalışmanın ardından bir de deri hücreleri üzerinde çalışma gerçekleştirdik. Kanser teşhisi konulan hastanın derisinden alınan parça üzerindeki hücreler üzerinde çalıştık ...
Kısırlığa yol açan gen bulundu
Şanghay Günlüğü gazetesinin haberine göre, söz konusu keşfe ait makale, "Genes&Cancer" bilim ve araştırma dergisinde yayımlandı.
Çin'in Şanghay şehrindeki İletişim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan araştırmada, bilim adamları, erkek fareler üzerinde yapılan deneylerde, testislerin zayıf gelişimine ve sperm kaybına neden olan "Kif18a" genini yok ettiklerini kaydetti.
Üniversitenin Genetik Araştırma Merkezinden Gu Mingmin, "Kif18a" geni ile sperm gelişimi arasındaki bağlantıyı memeliler üzerinde dünyada ilk kez belirlediklerinin altını çizerek, "Kif18a geni sperm gelişiminde çok büyük bir rol oynuyor. Söz konusu genin yanlış işlevinin etkisi kromozomları etkileyebilir, dolayısıyla hücre ölümüne neden olabilir" dedi.
Erkeklerde kısırlığa sebep olan etkenlerin yüzde 50'sinin halen bilinmediğini kaydeden Gu, Kif18a geninin keşfinin, doğum kontrol önlemleri ile kısırlık tanısı ve tedavisinde yeni bir yön gösterici niteliğinde olduğunu dile getirdi.
Gu, Kif18a geni bozukluğu baz alınarak yeni gen terapisi yollarının ...
Atardamarlar 3 boyutlu izlenebilecek
ABD'de yapılan araştırmada, bu yeni teknoloji ilk sınavını başarıyla tamamladı.
"Circulation" dergisinde yayımlanan araştırmada, halen deneme aşamasında olan tekniğin, doktorların kalbi besleyen atardamarların durumunu daha kesin ve daha hızlı görmesini sağlayacağı belirtildi.
Mevcut radyoloji sistemlerini kullanan yeni yazılım, hastanın radyasyona ve damarları görmek için verilen ışın geçirmez sıvıya daha az maruz kalmasını da sağlayacak.
Doktorlar bugün, röntgen ışınlarıyla bu damarları, hastaya bir sıvı enjekte ederek 2 boyutlu görebiliyor
Fazla oturmanın büyük riski
Bilim insanları ciddi bir uyarıda bulunarak, fazla oturmanın ölümcül olabileceğini belirtti. Uzmanlar düzenli egzersiz yapılsa bile, çok uzun süre oturarak durmanın önemli sağlık bozuklukları ortaya çıkarabileceğini ifade etti.
Yapılan araştırmalar çok fazla televizyon seyreden, bilgisayar başında oturan veya araba süren insanlarda kilo sorununun ve kalp krizini riskinin önemli ölçüde arttığını ortaya koydu.
İsveç Spor Sağlık Bilimleri akademisyeni Elin Ekblo-Bak, vücudun dört saat oturduktan sonra zararlı tepkiler vermeye başladığını, şeker ve yağ düzenlemekten sorumlu olan genlerin çalışmayı durdurduklarını belirtti.
DÜZENLİ SPOR YAPMAK ÇÖZÜM DEĞİL
Dünya Sağlık Örgütü uzmanlarından Tim Armstrong ise, düzenli spor yapan bir insanın saatlerce oturarak yaptığı sporun etkisini ortadan kaldırabileceğini belirtti. Bu yüzden günde bir kez egzersiz yapmak yerine gün içine yayılmış egzersizlerin daha yararlı olacağını ifade etti.
Londra’da bir finans şirketinde çalışan ...
Böğürtlenin faydaları
Daha çok yol kenarlarında, koruluklarda ve ormanlık alanlarda yetişen ve organik asitler, mineraller ve vitamin açısından zengin olan böğürtlen, idrar problemleri, tansiyon hastalıkları, ağız, dil, bademcik ve diş eti problemleri, şeker hastalığı ve yorgunluk gibi çok sayıda hastalığa da iyi geliyor.
Meyvenin yararlarının bilim adamları tarafından da kanıtlandığını hatırlatan Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Halk Sağlığı Uzmanı Elif Köroğlu, "Böğürtlen, ülkemizde çok olmasına rağmen pek rağbet görmeyen meyvelerden biri. Oysa insanların vazgeçilmez gıdalarından biri olacak bir meyve. Çünkü içindeki vitaminler ve minenaller, vücuttaki hasarları onarıyor. Özellikle şeker hastalarının kan şekerlerinin düşmesinden korkarak yememeleri yanlış. Böğürtlen, kan şekerini yükseltir. İçindeki doğal şekerler, kan şekerini hiç bir şekilde etkilemiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Meyvenin idrar söktürücü, yüksek tansiyon düşürücü, göz zafiyeti giderici ve ağız yolları ...
Damar sertliÄŸi tedavisinde nanoteknoloji
Amerikalı bilim adamlarının geliştirdiği bir nanoteknoloji molekülü, damar sertliği ve kalp hastalığı tedavisinde yeni ufuklar açıyor.
ABD'nin prestijli Massachusetts Institute of Technology (MIT) üniversitesinde yapılan buluşta, damar sertliği olan bölgeyi bulmak ve üzerine yerleşerek tedavi etmek üzere tasarlanan "nano matkap" adı verilen molekül sadece kan damarı duvarlarındaki hasarlı hücreleri hedefliyor.
Kalbi besleyen arterlerdeki sertleşmenin damarları tıkayarak kalp krizine yol açma riskine karşı geliştirilen molekül, hasarlı hücreye bir kez bağlandı mı, ilacı tam doğru yere bırakıyor.
İngiliz Kalp Vakfı, yeni teknolojinin hastalarda kullanılması için birkaç yıl gerektiğini bildirdi.








